Gazete Ekin

AĞARIRKEN TANYERİ, İNSANLAR EĞLENİYOR, İNSANLIK AĞLIYORDU

AĞARIRKEN TANYERİ, İNSANLAR EĞLENİYOR, İNSANLIK AĞLIYORDU
Ersin ERTÜRK( [email protected] )
467 views
09 Mayıs 2020 - 13:37

Yaşım On Yedi.

Eskişehir’in kenar semtinde kurulu, bahçeli evleriyle ünlü Ertuğrul gazi Mahallesindeyiz.

İstanbul demir yolu ile İzmir demir yolunun arasına sıkışıp kalmış, yanı başından Sakarya Nehrini besleyen kıvrıla kıvrıla Porsuk Nehri’ne dökülen berrak mı berrak sularıyla şırıl şırıl akan Sarı su Deresi.

İki yanı, gökyüzüne uzanırcasına giden kavaklara selam verircesine eğilmiş salkım söğütleri, birde gökyüzüne devrim şarkıları haykıran gençleri.

Bu bahar mahallenin On Yedilikleri, suskun mu suskun sanki dilleri lal. Kavaklara olmuş bir hal. Bir o tarafa bir bu tarafa sallanarak huzursuzca bozuyorlar sessizliği.

“Tam Bağımsız Türkiye” sevdasıyla yola çıkan Denizlerin her türlü yasal yolu tükenmiş, meclis kararı onamış, yürekler ağızda, darağacı kararı bekleniyor.

Altı Mayıs sabahın ilk ışıklarıyla ağarırken Tanyeri, radyoda buğulu bir ses ‘’İdamlar yerine getirildi’’ derken, zindan gibi kararıyordu her yer.

Ağarırken Tanyeri, insanlar eğleniyor, On Yedilikler hıçkırarak ağlıyordu. Ne yaman çelişki ki, değil mi?

Şaşkın ve çaresiz sarılarak birbirlerine usulca dağılırken evlere, kara haber tüm yurda dalga dalga yayılıyordu.

Eve geldiğimde kapıda anam: “Astılar yavrum, Denizleri astılar, gencecik yavrulara kıydılar” diye mırıldandı kan çanağına dönmüş gözlerindeki yaşla. “Ölmediler ana onlar; Özgür ve Tam Bağımsız Türkiye sevdası için darağacına gittiler, ölümsüzleştiler” deyince:

“Oğlum Türkiye sevdası için gencecik çocuklar asılır mı ki? Biz dayanamazken nasıl dayanır anaları?” “Olur, mu hiç, gencecik fidanları analarından koparmak.’’Sen gecikince eve, ben edemiyorum sabahları be yavrum, anaları nasıl eder ki?” diye yavaşça uzaklaşıverdi yanımdan.

Tanyeri ağarırken insanlar eğleniyor, analar höykürerek ağlıyordu.

Denizlerin sevdası belirledi dünya görüşümüzü. Bahar geceleri, sabahlara kadar hep sokaklarda olurdu mahallenin gençleri.

Eve geç kalışlarım uyutmaz dı anamı. Sabahları karşılarken kapıda, “Niye uyumazsın ki Anam?” Dediğimde hep:

“Gelivermezsin diye yüreğim ağzıma gelir be yavrum,’’ah ah” diye içini çekerek ‘’korkarım elbet ki’’ derdi anam.

Gece gelmediğime mi kızar, yoksa sağ salim geldiğime mi sevinirdi anlayamazdım pek.

Sonra, bir Altı Mayıs sabahı ilk kez karşılamadı oğlunun geleceğini bile bile, bıraktı gitti genç yaşında anam.

Tanyeri ağarır, bahar canlanırken; insanlar eğleniyor, Ersin kapıda karşılamadan bırakıp giden anasına ağlıyordu.

İşte ondandır hep ağrı girer yüreğine, ondandır gözlerinin dolması hep, ondan hüzünlenir her Altı Mayıs’ta Üç Fidan ve Anasına Ersin hep.

Özlerken her Altı Mayıs’ta anamı, beraber anıyorum Deniz, Hüseyin ve İnan’ı.

Selam olsun ‘’Özgür ve Tam Bağımsız Türkiye, sevdamıza. Selam olsun Devrim yiğitleri ve anama. Özlem ve sevgiyle anıyorum.

Ersin Ertürk-Eskişehir

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.